ŞİDDETSİZ İLETİŞİM'DE EMPATİ
Türk dil kurumuna göre empati kelimesinin karşılığı "duygudaşlık". Kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyma, olaylara onun açısından bakma, hissetme çabası diyor bir ekşi sözlük yazarı.
Ben bu yazıda "Şiddetsiz İletişim'de empati" nedir ve nasıl bir rolü vardır, bundan bahsedeceğim, anladığım kadarıyla.
Marshall Rosenberg'in Şiddetsiz İletişim- Bir Yaşam Dili kitabından alıntı olarak empati için kullandığı iki ifade şöyle: 1. Zihni boşaltarak tüm mevcudiyet ile dinleme 2. Duygu ve ihtiyaçlara yönelik samimi ilgi.
Bu iki anahtar noktaya geri döneceğim. Önce biraz empatinin ne olmadığından bahsetmek istiyorum. Bu kısmı anlamayı ve anlatmayı biraz daha kolay buluyorum. Aşina olduğumuz ve düşünmeden, otomatik olarak yapabilecek kadar ustalaştığımız kısım da bu.
Nasılsın? İyiyim sen nasılsın? aşamasından sonra sohbet başlardı. Birisi diyelim ki baş ağrısından bahsetti..diğeri hemen kendi başının da ağrıdığını, yetmezmiş gibi midesinin de ağrıdığını söylerdi. Mide ağrısı için birileri reçete verirken, başka birileri doktor tavsiyesilerini patlatırdı. Boşluk bulundukça acılara vah vahlanır, bazen de birileri ayıplanırdı. Yeri geldiğinde de aman boşver, fazla düşünme gibi üstünü kapatmacılık yapılırdı.
Şimdi üzerine düşündüğümde bu "misafirlik sohbeti"nin empatinin ne olmadığına iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum. (Empatik olmasalar da bu sohbetlerin bağlantı, eğlence, topluluk gibi ihtiyaçları karşıladığını düşünüyorum. Ek olarak kek ve çay da var tabi)
M.R. kitabında şöyle sıralıyor, empatik olmayan iletişim şekillerini :
Tecrübe ettiğim kadarıyla, kendi zihnimde oluşan düşüncelere kapılmadan, duyduklarımı yargılamadan, sorunu çözme telaşı ve acelesi içinde olmadan, sessizliğin temel olduğu bir alanda sunduğum empati karşımdaki kişinin kendi sesini duymasına katkı sağlıyor.
Empati ile sessizce dinlerken bazen duyduklarımı kendi dilimde tekrar ederek, yeni şeyler eklemeden, duyduklarımın "özünü" kalp yoluyla, içten bir merakla sunduğumda ise kendi dışında birinden kendini duyma şansı buluyor paylaşan kişi. Bu da bambaşka bir his sunuyor, belki çok daha farklı bir duygu açılıyor, gizli kalan.
Şiddetsiz İletişim'in pusulası duygu ve ihtiyaçlar. Paylaşan kişi istediği özgürlükte kendini ifade ederken, dinleyen olarak duygu ve ihtiyaçlar seviyesinde tahminlerimi sunmak hikayeler içinde kaybolmamaya yardım ediyor.
Empatik dinlemeyi "duygusal hijyen" olarak düşünebiliriz. İçimde birbirine dolanan düşüncelerden, hikayelerden oluşan sisin ardını görememek, takılıp kaldığım aynı konular, bir şey ters ama nedir bilemediğim haller, ardından yükselen öfke, üzgünlük gibi duygularımı anlamak istemek.. ve dile gelmeyi bekleyen şükranlarım, minnetlerim.. duyulmayı bekleyen kutlamalarım.. Kısacası içimdeki okyanusun sesini duymaya zaman ayırmak duygusal hijyenime, kafa netliğime kavuşmama katkı sağlıyor. Enerjimin bir kara deliğe akması yerine kavuştuğum netlikle, ihtiyaçlarımla bağlantı kurmak, duygularımın sorumluluğunu almayı ve ihtiyaçlarım için eyleme geçmeyi hatırlatıyor.
Empati, Şiddetsiz İletişim'in en kıymetli araçlarından biri. Ben katıldığım eğitimlerden edindiğim "bebek zürafa" arkadaşlarımla haftada bir kaç kez empati görüşmesi yapıyorum. Kutlamalarımı, yaslarımı, kafa karışıklıklarımı, bazen ikiye bölünme hallerimi, korkularımı bana sunulan sessiz ve güvenli ortamda kendi sesimden duymak kendimle bağlantı için ruhuma yapılan bir masaj gibi beni rahatlatıyor, nefes aldırıyor, bazen gözyaşım akıyor, bazen uzun sessizlikler oluyor, bazen iç çekişler, bazen uzundur tutulan bir nefesi verip rahatlamalar.. içimdeki canlı hayatla göz göze baktığım bu alanı çok kıymetli buluyorum.
Facebook Şiddetsiz İletişim Türkiye topluluk sayfasında "Empati Akşamları" şeklinde duyurular oluyor, takip edebilirsiniz.
Sorularınız olursa, mail adresim : asumankurkcu@gmail.com
Bolca empatik alanlar bulabilmek dileğiyle..
Ben bu yazıda "Şiddetsiz İletişim'de empati" nedir ve nasıl bir rolü vardır, bundan bahsedeceğim, anladığım kadarıyla.
Marshall Rosenberg'in Şiddetsiz İletişim- Bir Yaşam Dili kitabından alıntı olarak empati için kullandığı iki ifade şöyle: 1. Zihni boşaltarak tüm mevcudiyet ile dinleme 2. Duygu ve ihtiyaçlara yönelik samimi ilgi.
Bu iki anahtar noktaya geri döneceğim. Önce biraz empatinin ne olmadığından bahsetmek istiyorum. Bu kısmı anlamayı ve anlatmayı biraz daha kolay buluyorum. Aşina olduğumuz ve düşünmeden, otomatik olarak yapabilecek kadar ustalaştığımız kısım da bu.
EMPATİ NE DEĞİLDİR ?
Çocukluğumda eve misafir gelmesi durumunda sıkça şahit olduğum bir sahne vardı. Annem ve arkadaşları arasında geçen sohbeti, pin pon topu izler gibi izlerdim.Nasılsın? İyiyim sen nasılsın? aşamasından sonra sohbet başlardı. Birisi diyelim ki baş ağrısından bahsetti..diğeri hemen kendi başının da ağrıdığını, yetmezmiş gibi midesinin de ağrıdığını söylerdi. Mide ağrısı için birileri reçete verirken, başka birileri doktor tavsiyesilerini patlatırdı. Boşluk bulundukça acılara vah vahlanır, bazen de birileri ayıplanırdı. Yeri geldiğinde de aman boşver, fazla düşünme gibi üstünü kapatmacılık yapılırdı.
Şimdi üzerine düşündüğümde bu "misafirlik sohbeti"nin empatinin ne olmadığına iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum. (Empatik olmasalar da bu sohbetlerin bağlantı, eğlence, topluluk gibi ihtiyaçları karşıladığını düşünüyorum. Ek olarak kek ve çay da var tabi)
M.R. kitabında şöyle sıralıyor, empatik olmayan iletişim şekillerini :
- Tavsiye vermek,
- Üste çıkmak,
- Teselli etmek,
- Hikaye anlatmak,
- Üstünü örtmek,
- Sempati duymak (acımak)
PEKİ NEDİR ?
İki önemli noktayı alıntılamıştım kitaptan:- zihni boşaltarak tüm mevcudiyet ile dinleme
- duygu ve ihtiyaçlara yönelik samimi ilgi
Tecrübe ettiğim kadarıyla, kendi zihnimde oluşan düşüncelere kapılmadan, duyduklarımı yargılamadan, sorunu çözme telaşı ve acelesi içinde olmadan, sessizliğin temel olduğu bir alanda sunduğum empati karşımdaki kişinin kendi sesini duymasına katkı sağlıyor.
Empati ile sessizce dinlerken bazen duyduklarımı kendi dilimde tekrar ederek, yeni şeyler eklemeden, duyduklarımın "özünü" kalp yoluyla, içten bir merakla sunduğumda ise kendi dışında birinden kendini duyma şansı buluyor paylaşan kişi. Bu da bambaşka bir his sunuyor, belki çok daha farklı bir duygu açılıyor, gizli kalan.
Şiddetsiz İletişim'in pusulası duygu ve ihtiyaçlar. Paylaşan kişi istediği özgürlükte kendini ifade ederken, dinleyen olarak duygu ve ihtiyaçlar seviyesinde tahminlerimi sunmak hikayeler içinde kaybolmamaya yardım ediyor.
Empatik dinlemeyi "duygusal hijyen" olarak düşünebiliriz. İçimde birbirine dolanan düşüncelerden, hikayelerden oluşan sisin ardını görememek, takılıp kaldığım aynı konular, bir şey ters ama nedir bilemediğim haller, ardından yükselen öfke, üzgünlük gibi duygularımı anlamak istemek.. ve dile gelmeyi bekleyen şükranlarım, minnetlerim.. duyulmayı bekleyen kutlamalarım.. Kısacası içimdeki okyanusun sesini duymaya zaman ayırmak duygusal hijyenime, kafa netliğime kavuşmama katkı sağlıyor. Enerjimin bir kara deliğe akması yerine kavuştuğum netlikle, ihtiyaçlarımla bağlantı kurmak, duygularımın sorumluluğunu almayı ve ihtiyaçlarım için eyleme geçmeyi hatırlatıyor.
Empati, Şiddetsiz İletişim'in en kıymetli araçlarından biri. Ben katıldığım eğitimlerden edindiğim "bebek zürafa" arkadaşlarımla haftada bir kaç kez empati görüşmesi yapıyorum. Kutlamalarımı, yaslarımı, kafa karışıklıklarımı, bazen ikiye bölünme hallerimi, korkularımı bana sunulan sessiz ve güvenli ortamda kendi sesimden duymak kendimle bağlantı için ruhuma yapılan bir masaj gibi beni rahatlatıyor, nefes aldırıyor, bazen gözyaşım akıyor, bazen uzun sessizlikler oluyor, bazen iç çekişler, bazen uzundur tutulan bir nefesi verip rahatlamalar.. içimdeki canlı hayatla göz göze baktığım bu alanı çok kıymetli buluyorum.
Facebook Şiddetsiz İletişim Türkiye topluluk sayfasında "Empati Akşamları" şeklinde duyurular oluyor, takip edebilirsiniz.
Sorularınız olursa, mail adresim : asumankurkcu@gmail.com
Bolca empatik alanlar bulabilmek dileğiyle..

Yorumlar
Yorum Gönder