ŞİDDETSİZ İLETİŞİM'DE EMPATİ - 2
EMPATİK OLMAYAN DİNLEME BİÇİMLERİ YANLIŞ MI?
Önceki yazımda empatik olmayan dinleme biçimlerinden bahsetmiştim. Tavsiye vermek, kendi hikayemi anlatmak, teselli etmek gibi empatik dinlemenin dışında kalan bu haller, bazen tam da karşımdakinin ya da benim ihtiyacım olan şey olabilir mi? Bazen sadece karşımdakinden "ben de böyle hissediyorum" "benim fikrim şöyle" "benim tecrübem böyle" gibi şeyler duymak istiyor olabilirim, bu yanlış mı ?
Empati bir niyet. Bir duruş. Bir varoluş hali.
Yapılması gereken bir iş değil.
Empati bir seçim.
Empati bir süreç. Yavaş, emek isteyen, içimdeki ormanda yeni yeni oluşan bir patika.
Empati karşımdaki "tam olarak" duyulduktan sonra kendimi ifade etmeyi seçmek.
Ve bir mecburiyet değil, bilinçli bir şekilde, isteyerek seçebileceğim bir yol.
Diğer yollar elbette çok daha rahat geliyor, çünkü biliyorum, tanıyorum. Çok daha aydınlık. Çok daha hızlı varıyorum istediklerime. Ve zihin hemen varmak istiyor, varmak istediği yere. Sonuca. Aydınlığa. Çözüme. Rahatlamaya. Bağlantıya. Aradığı her neyse.
Başka sorularla bakmak istedim bu konuya.
Acaba beni dinleyen kendi hikayesini anlatmasa, hikayemizde ortak noktalar bulamasam, hemen ihtiyacım olan tavsiyeleri vermese nasıl hissederdim? Acaba bu beklediklerimin olmadığı durumda hangi ihtiyaçlarımın karşılanmadığını düşünüyorum? Bu ihtiyaçlarımı karşılamanın başka yolları olabilir mi?
KENDİME EMPATİ YAPAMIYORSAM BAŞKASINA EMPATİ YAPABİLİR MİYİM?
Kendime empati, kendimle bağlantı. Empatiye en çok kendi içimde ihtiyaç duyuyorum, belki uyanık olduğum her an.
Rahatsız edici bir duygu yaşadığımda zihnim beni hemen çözüme ulaştırmaya çalışırken, içimde neler ses veriyor, neler can bulmaya çalışıyor, hangi saksıdaki bitkinin daha çok suya, hangisinin daha az suya ihtiyacı var durup bakabilmek, kendime empati.
İçimde birşeyler karman çorman ise, zihnimden akan çabucak yapma-etme-çözme düşüncelerini durduramıyorsam, işgal altındayımdır ve anda mevcut değilimdir. (Bu işgal altında olma hali de son derece insani bir hal, bununla da savaşmak istemiyorum, sadece istediğim ölçüde seçerek farkında olmaya gayret gösteriyorum)
Mevcudiyet empati sunabilmenin temeli.
Bedenen ve zihnen mevcudiyet.
Dinlediğim kişi kaybolmuş, yolunu ararken, onun yanında yürümek, yoldaşlık yapmak gibi.. kendi valizlerimi, düşüncelerimi, yüklerimi, hislerimi yanıma almasam ona daha çok katkı sağlayabilirim. Elimi tutmak istediğinde uzatabilirim.
Not : Burada kendi tecrübemden yola çıkarak şunu eklemek istiyorum. Kendime empatiyi "mükemmel" bir şekilde yapabildikten sonra mı başkasına empati sunabilir olacağım? Bana göre "mükemmel"e ulaşamayacağımız için, bu yolculuk hiç bitmeyecek, yaşam boyu sürecek. O sebeple, ikisinde de bebek adımlarıyla denemeler yapmak fayda sağlayabilir. Hemen çok hassas olduğum bir konuda değil ama daha hafif konularda denemeler yapabilirim. Belki başkasını empatik dinlerken kendimle de bağlantı kurmaya yönelik içgörülerim gelişebilir.
EMPATİDE BEDENİN ÖNEMİ
Kendime empatide bedenim anahtar. Bir huzursuzluk anında, bir duygu yükseldiği anda hemen bedenime ulaşabilirim. Bedenimi tarayabilir, her hangi bir yerimde bir katılık, gerginlik var mı bakabilirim. Kalbim nasıl atıyor, nefesim nasıl, göğsümde bir ağırlık var mı, midem, kaslarım..
Karşımdakine empatide de aynı şekilde beden diline bakabilirim. Gerginliği, huzursuzluğu bedenden anlamaya çalışabilirim. Ve sorabilirim. Şu anda biraz gergin misin? gibi
YAVAŞLAMAK İÇİN 3 NEFES
Genelde zihin arkasından atlı koşuyor gibi koşar. Aman bir şey yanlış gitmesin, bir şey eksik kalmasın, aman tehlike doğmasın, yamuk olmasın. Bu gibi durumlarda kendime de karşımdakine de hatırlatabilirim, 3 derin nefes almayı ister misin?
* Meltem ve Merve'ye öğrenmeme katkılarından dolayı gönülden minnetlerimle..
Önceki yazımda empatik olmayan dinleme biçimlerinden bahsetmiştim. Tavsiye vermek, kendi hikayemi anlatmak, teselli etmek gibi empatik dinlemenin dışında kalan bu haller, bazen tam da karşımdakinin ya da benim ihtiyacım olan şey olabilir mi? Bazen sadece karşımdakinden "ben de böyle hissediyorum" "benim fikrim şöyle" "benim tecrübem böyle" gibi şeyler duymak istiyor olabilirim, bu yanlış mı ?
Empati bir niyet. Bir duruş. Bir varoluş hali.
Yapılması gereken bir iş değil.
Empati bir seçim.
Empati bir süreç. Yavaş, emek isteyen, içimdeki ormanda yeni yeni oluşan bir patika.
Empati karşımdaki "tam olarak" duyulduktan sonra kendimi ifade etmeyi seçmek.
Ve bir mecburiyet değil, bilinçli bir şekilde, isteyerek seçebileceğim bir yol.
Diğer yollar elbette çok daha rahat geliyor, çünkü biliyorum, tanıyorum. Çok daha aydınlık. Çok daha hızlı varıyorum istediklerime. Ve zihin hemen varmak istiyor, varmak istediği yere. Sonuca. Aydınlığa. Çözüme. Rahatlamaya. Bağlantıya. Aradığı her neyse.
Başka sorularla bakmak istedim bu konuya.
Acaba beni dinleyen kendi hikayesini anlatmasa, hikayemizde ortak noktalar bulamasam, hemen ihtiyacım olan tavsiyeleri vermese nasıl hissederdim? Acaba bu beklediklerimin olmadığı durumda hangi ihtiyaçlarımın karşılanmadığını düşünüyorum? Bu ihtiyaçlarımı karşılamanın başka yolları olabilir mi?
KENDİME EMPATİ YAPAMIYORSAM BAŞKASINA EMPATİ YAPABİLİR MİYİM?
Kendime empati, kendimle bağlantı. Empatiye en çok kendi içimde ihtiyaç duyuyorum, belki uyanık olduğum her an.
Rahatsız edici bir duygu yaşadığımda zihnim beni hemen çözüme ulaştırmaya çalışırken, içimde neler ses veriyor, neler can bulmaya çalışıyor, hangi saksıdaki bitkinin daha çok suya, hangisinin daha az suya ihtiyacı var durup bakabilmek, kendime empati.
İçimde birşeyler karman çorman ise, zihnimden akan çabucak yapma-etme-çözme düşüncelerini durduramıyorsam, işgal altındayımdır ve anda mevcut değilimdir. (Bu işgal altında olma hali de son derece insani bir hal, bununla da savaşmak istemiyorum, sadece istediğim ölçüde seçerek farkında olmaya gayret gösteriyorum)
Mevcudiyet empati sunabilmenin temeli.
Bedenen ve zihnen mevcudiyet.
Dinlediğim kişi kaybolmuş, yolunu ararken, onun yanında yürümek, yoldaşlık yapmak gibi.. kendi valizlerimi, düşüncelerimi, yüklerimi, hislerimi yanıma almasam ona daha çok katkı sağlayabilirim. Elimi tutmak istediğinde uzatabilirim.
Not : Burada kendi tecrübemden yola çıkarak şunu eklemek istiyorum. Kendime empatiyi "mükemmel" bir şekilde yapabildikten sonra mı başkasına empati sunabilir olacağım? Bana göre "mükemmel"e ulaşamayacağımız için, bu yolculuk hiç bitmeyecek, yaşam boyu sürecek. O sebeple, ikisinde de bebek adımlarıyla denemeler yapmak fayda sağlayabilir. Hemen çok hassas olduğum bir konuda değil ama daha hafif konularda denemeler yapabilirim. Belki başkasını empatik dinlerken kendimle de bağlantı kurmaya yönelik içgörülerim gelişebilir.
EMPATİDE BEDENİN ÖNEMİ
Kendime empatide bedenim anahtar. Bir huzursuzluk anında, bir duygu yükseldiği anda hemen bedenime ulaşabilirim. Bedenimi tarayabilir, her hangi bir yerimde bir katılık, gerginlik var mı bakabilirim. Kalbim nasıl atıyor, nefesim nasıl, göğsümde bir ağırlık var mı, midem, kaslarım..
Karşımdakine empatide de aynı şekilde beden diline bakabilirim. Gerginliği, huzursuzluğu bedenden anlamaya çalışabilirim. Ve sorabilirim. Şu anda biraz gergin misin? gibi
YAVAŞLAMAK İÇİN 3 NEFES
Genelde zihin arkasından atlı koşuyor gibi koşar. Aman bir şey yanlış gitmesin, bir şey eksik kalmasın, aman tehlike doğmasın, yamuk olmasın. Bu gibi durumlarda kendime de karşımdakine de hatırlatabilirim, 3 derin nefes almayı ister misin?
* Meltem ve Merve'ye öğrenmeme katkılarından dolayı gönülden minnetlerimle..

Yorumlar
Yorum Gönder