UZUN KONUŞMALAR - Bölüm 1 - Duygu ve İhtiyaçlarımla Bağlantı

Yazıya başlamadan önce müsadenizle yurttan sesler korosu şeklinde bağıran sevgili çakallarıma kulak verelim, ne diyorlar. Çünkü herşeyden önce : "Kendimle Bağlantı".

Çakal : Büyük meseleleri çözdük de, ufaklara mı geldi sıra? Ütopik ütopik bir takım şeyler.
Zürafa : Gerçekçi olsun mu istiyorsun?
Çakal : Evet tabi ki gerçek olsun. Atmasyon olmasın. Kendi hayatında nasıl bir yeri var onu anlat mesela.
Zürafa : Gerçekçiliğe özen göstermeye çalışıcam canım çakal, var mı başka bir diyeceğin?
Çakal : Şimdilik yok, gelirim yine
Zürafa : Gel tabi bekliyorum..

Yazıma başlayabilirim :)

ZORLANDIĞIM ŞEYLERDE NEDEN ZORLANIYORUM

Benim dinlemeyi sevdiğimden daha uzun süre konuşan birini dinlemekte çok zorlanırım. Astral seyahatlere çıkar, geri gelir, arada birkaç onaylayıcı şey söyleyip hayallere devam ederim..şimdi nerde yaz acaba, ah şimdi orda olmak vardı falan derken, başka bir olayla dinleme zorunluluğum biter ve salıverilmiş bir mahkum gibi arkama bakmadan (mesela, benim şimdi gitmem lazım diyerek) kaçarım.



Sıkıldığım noktada sohbeti canlandırabilmek halen zayıf bi kas benim için, fakat bebek adımlarıyla yol alıyorum. Bu konuda attığım adımlar küçük olsa da neden böyle oluyor diye içime baktığımda karşıma dikilenler genelde küçük olmuyor.

Aslında küçük bir mesele, öyle değil mi? Birisi (bana göre) çok uzun konuşuyor, rahatsız oluyorum ama dinliyormuş gibi yapıyor ve belki hayatımdan 15 dakikayı öylesine feda ediyorum.

15 DAKİKADAN FAZLASI

Kendimi dürüstlükle ifade edebilirsem, bu 15 dakika hem bana hem de karşımdakine katkı sağlayan bir 15 dakika olabilir.

Ancak daha da ötesi var.. Konu 15 dakikadan da fazlası.

Benim hoşlandığımdan daha uzun konuşan kişilerle bir arada durmakta NEDEN zorlanıyorum? Niye konudan koptuğum mesajını vermeye çekiniyorum? Kendi fikrimi söylersem ne olmasından korkuyorum? Korumaya çalıştığım ne?

Bu soru üzerine biraz düşündüğümde fark ettiğim düşüncelerimi, inanışlarımı, yargılarımı gözleme çeviriyorum. 3 örnek paylaşacağım.


 *************
ÇAKAL-1

"Konuşmada benim de olmam için bir özen gösterilmemesi beni incitiyor, kendimi önemsiz görüyorum"

Karşı tarafa yargım : Özensiz
Kendime karşı yargım : Önemsizim  

=> Gözlem : Kişinin konuşurken göz teması kurmaması, arada bir 5-10 saniye kadar durmaması, bana hiç fikrimi sormaması



ÇAKAL-2

"Daha derin bir bağ kurma isteğim yok, çünkü bu kişiyle ortak bir paydada buluşabileceğime inanmıyorum"

Karşı tarafa yargım :Öteki, benden değil

 => Gözlem : "Herkes  ... yapmalı, böyle şöyle olmalı" diyor


Bu durumda karşımdaki kişiyi düşmanlaştırmış durumdayım, insanlığını göremiyorum ve bağ kurma isteğim yok. Yargılayıcı ifadelerini duyabilmem için önce kendi içimde tetiklenen yerlere bakmam gerekir. Bu da belki birinin beni empatik dinlemesi ya da kendimle bağlantıyla mümkün olabilir. Bunu hemen o anda yapamayabilirim. Ancak daha sonra zaman ayırmak kendimle daha çok bağ kurmama yardım edebilir.


ÇAKAL-3

"O kadar özgüvenli konuşuyor ki, anlattıklarının çok önemli olduğunu düşünüyorum ve benim söyleyeceklerimin anlamsız, boş olmasından korkuyorum, aptal gibi görünmek istemiyorum"

Karşı tarafa yargım : Özgüvenli, önemli şeyler konuşuyor
Kendime karşı yargım : Söyleceklerim önemsiz, Aptal gibi görünmemeliyim

 => Gözlem : Benden daha yüksek sesle konuşuyor, bana bakmadan ve hiç aralık vermeden konuşuyor


İHTİYAÇ SAHİPLİĞİ

Çakalları tanımlarsam, ne diyorlar bir bir ayıklarsam, içimde bir netlik olduktan sonra, yolu aramama gerek kalmayacak, zaten orada olan yol görünür olacak.

ÇAKAL-1

Karşı tarafa yargım : Özensiz => İhtiyacım : ÖZEN
Kendime karşı yargım : Önemsizim  => İhtiyacım :  DEĞER GÖRMEK

ÇAKAL-2

Karşı tarafa yargım :Öteki, benden değil => İhtiyacım :  EMPATİ ve UYUM

ÇAKAL-3 

Kendime karşı yargım : Aptal gibi görünmemeliyim => İhtiyacım :  SAYGI

İhtiyaçlarımla bağlantıya geçtikten sonra bunu kendime saklamayı seçebilirim. Bunu seçmemin de arkasında muhakkak değerli bir ihtiyacım yatıyordur.

Dürüstlüğümü paylaşmayı seçmek ise belki göremediğim kapıları açabilir ve "ben ve sen"den "biz"e doğru bir yol görünür olur. Sonuç olarak beraberce hayatı daha güzel kılma haline ulaşabiliriz.

 

ARMAĞAN OLARAK DÜRÜSTLÜĞÜM

Armağan diye vurgulamak istedim. Çünkü burada vermekten memnun olduğum ve karşımdakinin almaktan memnun olacağı bir halden bahsediyorum.

Marshall Rosenberg bunu bir çocuğun ördeği beslemesine benzetiyor. Alanla verenin (bilindik anlamda) belli olmadığı, her iki tarafında keyif aldığı bir bağlantı hali.

Buradaki kastettiğim dürüstlük, diğerini domine etmek, susturmak, biraz da ben konuşayım motifi olan bir ifade biçimi değil.

Bedenim "amma da konuştun, içim şişti, biraz da ben konuşayım kardeşim" alt yazısı geçerken kullandığım sözlerin, teorik olarak kullandığım bilgilerin, yöntemin falan bir önemi kalmıyor.

Niyetim "İçimde canlı olan hayatı, dürüstlüğümü sana hediye etmek istiyorum, seninle bağıma önem veriyorum, seninle ve kendimle daha derin bir bağ kurmak istiyorum" olursa, ağzımı açtığımda, kullandığım dilin "grameri" Şiddetsiz İletişim'e kitabına göre bire bir uymasa da, karşı tarafın beni daha fazla dinlemeye merak duymasına yardımcı olacak.

Şiddetsiz İletişim benim için bir teoriden öte insana, kendime dair merakımla bağlantı kurmamı kolaylaştıran bir araç.

Niyetim, niyetimin bedenime ve sözlerime yansıması, beden dilimle ve sözlerimle karşıya geçen mesajım ve kapının açılması. Ben ve sen'den biz olma haline geçiş.


Kapı kapalıydı: 
-Kim o? 
-Benim. 
-Seni tanımıyorum 
Ve kapı kapalı kalmaya devam etti.

Ertesi gün: 

-Kim o? 
-Benim.
-Senin kim olduğunu bilmiyorum. 
Ve kapı kapalı kalmaya devam etti.

Ve sonraki gün: 

-Kim o? 
-Ben senim. 
Ve kapı açıldı.

(1119’da Nişabur şehrinde doğan Pers şair Farid al-din Attar’dan)


*****

Bir sonraki bölümde aynı örnek üzerinden RİCA kısmını biraz daha detaylı ele alacağım. Kitaptan ve birkaç başka kaynaktan derlediğim örnekleri paylaşacağım.


Yorumlar

  1. Yazın siz lütfen instagram dısında blogtan takıp ettıgım tek kısısınız
    ıcımde bıseyler uyanıyor okurken sızı belkı de cızımlerınızın cok buyuk etkısı vardır bılemıyorum , dogallık ıctenlık goruyorum yazımınızda .(Instagramda sızı kime gore neye gore olarak takıp edıyorum :)
    Rica ıcın paylasımınızı bekleyecegım .

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim desteğiniz için. Yazdığınız kelimeleri ekranda görmek, "görülme" ihtiyacıma ziyadesiyle katkı sağladı. Ben varım, ve biri beni görüyor, düşüncesi uyandı içimde. Mutlu oldum. Sevgiler. Yazıyı hazırlıyorum.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar