UZUN KONUŞMALAR - Bölüm 2 - Rica
İlk bölümde birisi benim hoşlandığımdan daha uzun konuştuğunda, kendimle ve ihtiyaçlarımla bağlantıya geçtiğimi anlatmıştım.
Kendimle bağlantının adımları özetleyerek başlayayım;
1- Bu durum ile ilgili düşüncelerim neler? Kendime ve karşımdakine karşı yargılarım neler? İnançlarım, hikayelerim neler?
2- Gözlemim nedir ? Yargıdan arınmış bir şekilde ne görüyorum? Ne duyuyorum?
3- Ne hissediyorum? Vücudumda bu durumun yarattığı etki nasıl? Hangi duygu canlanıyor?
4- Dikkatimi isteyen, görülmeyen ihtiyacım hangisi olabilir? Neyi özlüyorum, neyi istiyorum da bu durumda ona kavuşamıyorum?
Bunlardan sonraki adım ise;
5. Adım : Rica.
RİCA
Sadece ihtiyaçlarımla bağlantıya geçmek bile, kafamın netleşmesine, iç huzura kavuşmama yardımcı olacağı için eski gerginliğimde ya da tahammülsüzlüğümde olmayabilirim. Belki kendime ricam ihtiyacımın güzelliğiyle biraz hemhal olmak olabilir. Biraz rengine, tadına bakmak isteyebilirim. İhtiyacımı karşılamakta acele etmek yerine ihtiyacımla daha uzun bağlantı kurabilirim.
Ricanın gücü ihtiyaçlarla kuracağım bağlantıdan geliyor.
Aceleyle ne yapılması gerektiğinin arayışına geçen zihnimi "ihtiyaçla biraz kalmak" "ne yapacağını bilmediğim yerde biraz durabilmek" konusunda ikna etmek zaman zaman daha fazla sabır ve emek isteyebiliyor. İhtiyaçlarla kurduğum bağ ile yaratıcı çözümlerin kendiliğinden görünür olacağını tecrübe etmek zihnimle değil bedenimle, kalbimle zamanla oluşan bir deneyim.
BİR KONUŞMAYI BÖLEBİLMEK
Dinleyebileceğimden uzun ya da bağlantı kuramadığım bir konuşmayı bölemediğim, bölmenin ayıp olacağını düşünüp dinliyormuş gibi yapma eğilimine geçtiğim zamanlarda Marshall Rosenberg'in Şiddetsiz İletişim kitabında bununla ilgili yazdıkları aklıma geliyor.
"Araya girmek için en iyi zaman, duymak istediğimizden bir kelime fazlasını duyduğumuz andır"
Burada bahsettiğim araya girmek, söz hakkını ele geçirmek, domine etmek değil bağlantı kurabilmek niyetiyle seçtiğim bir yol.
Sevgili Marshall, bir anket yapmış. İnsanların sizi dinliyormuş gibi yapmalarını mı tercih edersiniz, yoksa sözünüzü kesmelerini mi? 1 kişi hariç yanıtlayan herkes sözünün kesilmesini tercih ettiğini belirtmiş.
Peki, bağlantıyı koparmaya sebebiyet vermeden nasıl araya girebilirim?
Öncelikle "rica etsem, araya girmeme izin verir misiniz?" şeklinde bir soruyla ifade etmeye başlayacağımı haber vermeyi öneriyor sevgili Marianne, bu videosunda.
Ben bunun o anki duruma göre değişebileceğini düşünüyorum, yararlı olabilir ama mecburi bir durum, uygulanması gereken bir formül yok tabi ki, kendi dilimde ve karşı tarafın dünyasında karşılık bulacak şekilde, doğal bir ifadeyi, ancak deneyip yanılarak, tecrübe ederek bulabilirim.
Bazı örnekler şöyle olabilir;
Empati =>
Bağlantı kurmaya, bize uzun gelen konuşmanın özüne, konuşanın duygu ve ihtiyaçlarına ulaşmaya çalışabiliriz.
"Bu konuda epey heyecanlısın sanırım, bu konuda düşündüğün bütün detayları paylaşmayı istiyorsun, öyle mi?"
Mola isteme =>
Zaman istemek zaman kazandırır, ilişkiyi ve beni korur.
"Sanırım dikkatim dağıldı. Dinlenmeye ihtiyacım var. 15 dakika sonra devam edelim mi?"
Netlik ricası =>
Hem benim bağlantı kurmama, hem de karşı tarafın kendi paylaştıklarıyla bağlantı kurmasına yardımcı olabilirim.
"Seni takip edebildiğimden emin değilim. Buraya kadar duyduklarımı tekrar edip doğru anlamış mıyım kontrol edebilir miyim"
Son olarak empati her zaman dönebileceğim yuvam. Bunu hatırlatarak bitirmek isterim. Bunları söylediğimde karşı tarafta bir direnç, kızgınlık, üzüntü seziyorsam yine sorabilirim;
"Bunu söylediğimde bana kızdın mı? Konuşmaya devam mı etmek istiyordun" gibi.
Ya da empati verebilecek kadar alanım yoksa o anda ya da daha sonra kendime empati yapacak bir zaman ve alan yaratabilirim.
Bol bol empatik alanlar bulabilmek, dinliyormuş gibi yapmak yerine bağlantı kurabildiğimiz konuşmalar içinde olmak dileğimle,
Sevgiler.
Kendimle bağlantının adımları özetleyerek başlayayım;
1- Bu durum ile ilgili düşüncelerim neler? Kendime ve karşımdakine karşı yargılarım neler? İnançlarım, hikayelerim neler?
2- Gözlemim nedir ? Yargıdan arınmış bir şekilde ne görüyorum? Ne duyuyorum?
3- Ne hissediyorum? Vücudumda bu durumun yarattığı etki nasıl? Hangi duygu canlanıyor?
4- Dikkatimi isteyen, görülmeyen ihtiyacım hangisi olabilir? Neyi özlüyorum, neyi istiyorum da bu durumda ona kavuşamıyorum?
Bunlardan sonraki adım ise;
5. Adım : Rica.
RİCA
Sadece ihtiyaçlarımla bağlantıya geçmek bile, kafamın netleşmesine, iç huzura kavuşmama yardımcı olacağı için eski gerginliğimde ya da tahammülsüzlüğümde olmayabilirim. Belki kendime ricam ihtiyacımın güzelliğiyle biraz hemhal olmak olabilir. Biraz rengine, tadına bakmak isteyebilirim. İhtiyacımı karşılamakta acele etmek yerine ihtiyacımla daha uzun bağlantı kurabilirim.
Ricanın gücü ihtiyaçlarla kuracağım bağlantıdan geliyor.
Aceleyle ne yapılması gerektiğinin arayışına geçen zihnimi "ihtiyaçla biraz kalmak" "ne yapacağını bilmediğim yerde biraz durabilmek" konusunda ikna etmek zaman zaman daha fazla sabır ve emek isteyebiliyor. İhtiyaçlarla kurduğum bağ ile yaratıcı çözümlerin kendiliğinden görünür olacağını tecrübe etmek zihnimle değil bedenimle, kalbimle zamanla oluşan bir deneyim.
BİR KONUŞMAYI BÖLEBİLMEK
Dinleyebileceğimden uzun ya da bağlantı kuramadığım bir konuşmayı bölemediğim, bölmenin ayıp olacağını düşünüp dinliyormuş gibi yapma eğilimine geçtiğim zamanlarda Marshall Rosenberg'in Şiddetsiz İletişim kitabında bununla ilgili yazdıkları aklıma geliyor.
"Araya girmek için en iyi zaman, duymak istediğimizden bir kelime fazlasını duyduğumuz andır"
Burada bahsettiğim araya girmek, söz hakkını ele geçirmek, domine etmek değil bağlantı kurabilmek niyetiyle seçtiğim bir yol.
Sevgili Marshall, bir anket yapmış. İnsanların sizi dinliyormuş gibi yapmalarını mı tercih edersiniz, yoksa sözünüzü kesmelerini mi? 1 kişi hariç yanıtlayan herkes sözünün kesilmesini tercih ettiğini belirtmiş.
Peki, bağlantıyı koparmaya sebebiyet vermeden nasıl araya girebilirim?
Öncelikle "rica etsem, araya girmeme izin verir misiniz?" şeklinde bir soruyla ifade etmeye başlayacağımı haber vermeyi öneriyor sevgili Marianne, bu videosunda.
Ben bunun o anki duruma göre değişebileceğini düşünüyorum, yararlı olabilir ama mecburi bir durum, uygulanması gereken bir formül yok tabi ki, kendi dilimde ve karşı tarafın dünyasında karşılık bulacak şekilde, doğal bir ifadeyi, ancak deneyip yanılarak, tecrübe ederek bulabilirim.
Bazı örnekler şöyle olabilir;
Empati =>
Bağlantı kurmaya, bize uzun gelen konuşmanın özüne, konuşanın duygu ve ihtiyaçlarına ulaşmaya çalışabiliriz.
"Bu konuda epey heyecanlısın sanırım, bu konuda düşündüğün bütün detayları paylaşmayı istiyorsun, öyle mi?"
Mola isteme =>
Zaman istemek zaman kazandırır, ilişkiyi ve beni korur.
"Sanırım dikkatim dağıldı. Dinlenmeye ihtiyacım var. 15 dakika sonra devam edelim mi?"
Netlik ricası =>
Hem benim bağlantı kurmama, hem de karşı tarafın kendi paylaştıklarıyla bağlantı kurmasına yardımcı olabilirim.
"Seni takip edebildiğimden emin değilim. Buraya kadar duyduklarımı tekrar edip doğru anlamış mıyım kontrol edebilir miyim"
Son olarak empati her zaman dönebileceğim yuvam. Bunu hatırlatarak bitirmek isterim. Bunları söylediğimde karşı tarafta bir direnç, kızgınlık, üzüntü seziyorsam yine sorabilirim;
"Bunu söylediğimde bana kızdın mı? Konuşmaya devam mı etmek istiyordun" gibi.
Ya da empati verebilecek kadar alanım yoksa o anda ya da daha sonra kendime empati yapacak bir zaman ve alan yaratabilirim.
Bol bol empatik alanlar bulabilmek, dinliyormuş gibi yapmak yerine bağlantı kurabildiğimiz konuşmalar içinde olmak dileğimle,
Sevgiler.

Yorumlar
Yorum Gönder