Meraklı teyzenin çiçekleri

Otoparkta 2 çocuğun arabaya bindirilmesi ve eve dönülmesi operasyonunun tam ortasındayım.⠀

Evden çıkış operasyonundan kalıntılar hala bedenimde; tam kapıdan çıkmadan önce "nerde bu anahtar" diye kapı-salon-masa-kapı-salon şeklinde dönüp dururken, "annneee renk renk bileziğim nerdee??" diyen Mercan ve suuuuu suuu su istiyoruuum derken sesini git gide artıran Deniz ile şenlenen kaotik ortam, aaa pencereyi açık unutmuşum diyerek eve geri girmek zorunda olmanın verdiği bir kendine gıcık olma hali, bütün bunlar olurken çocuklar yola fırlamasın diye sıkı sıkı tuttuğum dikkatin verdiği yorgunluk.. hepsi katı katı duruyor bedenimde.⠀

Henüz bu halleri silkme, dökme, gevşetme, kucaklama, sarma fırsatım olmamışken, şimdi dönüş yoluna geçiyoruz. Deniz elindeki yeni oyuncağıyla hemen orada, otoparkın ortasında oynamak istiyor. Mercan yüzme dersinden çıkmış, yorgun, aç ve sabırsızlık vurgusuyla “artık eve gidebilir miyiiiz"ini fırlatıyor.⠀

İşte tam o anda küçük bir karavan duruyor yanımızda. İçinden bir kadın, bir erkek iki kişi iniyor, benim yaşlarımdalar. Erkekle göz göze gelip, selamlaşıyoruz. Yalnız gözlerini bulmak için normalden daha uzun süre aramam gerekiyor, çünkü gözleri hariç yüzünün tamamı dövmelerle kaplı.⠀

Zihnim etiketi, karşılaştırmayı, hikayeyi saniyeler içinde hazırlıyor, dinliyorum. Arabayı eve doğru sürerken fonda çalan "arkadaşım eşek" eşliğinde baya tatlı bir bağlantı kuruyorum kendimle.⠀

Az önce içimden fırlayan "meraklı teyze" ne demek istiyor acaba diye soruyorum.⠀

“Onun hayatı ilginç, benimki sıkıcı ve sıradan" diyor. Tanıdık geliyor. ⠀

Daha önce "sıkıcı bir hayat yaşamış olma korkusu" rotasından iç gezintiye çıkmışlığım var. Sıkıcı mı hayatım diye düşünüyorum ya da sıradan mı? Böyle tanımlara sığdırmaya çalışırken bunun bir tavşan deliği olduğunu farkediyorum..düş düş bitmez cinsten.⠀

Peki acaba bütün bu düşüncelerimin bana hatırlatmaya çalıştığı ne? Neyi istemediğimi değil, neyi istediğimi tanımlayabilir miyim? Nasıl bir hayat yaşamış olmak isterdim, hayallerim, isteklerim, değerlerim neler? diye sorduğumda kendiliğinden verdiğim nefesle çıkıyorum tavşan deliğinden, bedenime iniş yapıyorum.

Yemeği hazırlarken devam ediyorum.

Akış, yaratıcılık, canlılık?
Anlam ve oyun?
Kişisel alan, seçim, bağımsızlık?

Çocuklar uyuduktan sonra devam ediyorum.

(Son günlerde) bu tatlara ulaşabildiğim anlar var mıydı diye soruyorum, bağlantımı derinleştirmek için. Ve ben bu anlarda nasıl hissetmiştim, bedenimde o anlarla bağlantı kurabilir miyim?

Kareler, anlar geçiyor gözümün önünden.

Denizin tuvalet eğitimi için tuvaleti gemiye benzetip "hadi gel gemiye benzin dolduralım" dediğim bi anı hatırlıyorum mesela. Ve o ana kadar direnen Denizin "ben korsanııım" diye koşarak tuvalete gitmesi. Çamaşır-bulaşık-yemek-ve diğerleri bir olmuş beni çağırırlarken, Mercanın beni davet ettiği oyuna eşlik etmeyi seçtiğim bir başka an. Leventle ağlanacak halimize güldüğümüz bi an.

Ve özlediklerim.. şu dönemde çocuklarla olmayı seçip ara verdiğim, bağlantı, anlam, canlılık ile beslendiğim paylaşımlar, çemberler. Kişisel alanım kitaplarım, oyun alanım boyalarım..

Pencere önündeki çiçeklerini görüp gözleri parlıyor içimdeki meraklı teyzenin.
Bir şenlik havası geliyor.
Acaba diyorum hangisine su vereyim, hangisinin kuru yaprağını temizleyeyim.

Yorumlar

Popüler Yayınlar